SM 8 - Ben aslında tatlı bir huzur almaya gelmiştim bakkaldan.

- Bak ben sana söylüyorum şekerim, eğer Rıza o kıza o parayı vermeseydi, şu an bırak ev sahibi olmayı, kıçına giyecek dona bile sahip olamazdı o kız.
- E öyle diyorsun da tatlım, o adam gelmeden önce de kız iyi para kazanıyordu ki. Tamam şu anki durumunda değildi belki ama yine de başını sokacak yeri vardı yani...

Başımı kapıya doğru çeviriyorum. Tatlım'la Şekerim gelmiş. Görmezlikten gelsem, onlar illa ki beni görecekler... Bir süre gözlerim dolu dolu çaresizliğimi sessizce haykırarak Bakkal Mustafa'ya bakıyorum ama o benden beter halde, bakkal dükkanını açtığına küfreder tarzda kızlara bakıyor.

Tatlım'la Şekerim, mahalleli arasında bu adlarla anılan ama asıl adları Merve'yle Betül olan iki adet kendi şahıslarına münhasır hayatlarına dizilerde yaşayan, tek konuşma konuları o hafta baş karakterlerin ne eylemlerde bulunduğu olan ve dizi izlemek-tığ işlemekten arta kalan vakitlerinde de alt mahalleden yavuklularıyla gizlice parkta buluşmak olan çok sevgili sakinlerimizdir.

Merve garip bir şekilde işleme konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahiptir. Hatta Neriman Abla'nın bile arada ondan örnek almaya gittiği söylenir. Ben daha çok bu yeteneğinin babası tarafından geliştirildiğine inanıyorum. Zira adamın evde olduğu sürelerde Merve'nin dışarı çıkma ve televizyon izleme aktiviteleri tamamen yasaklı olduğu için ve tahmin edeceğiniz üzere gazete veya kitap okuma gibi hobilere de sahip olmadığı için kendisini tığ, yün işlerine vermiş ve bu alanda değme ev hanımlarına taş çıkaracak bir yüceliğe erişmiştir.

Yine Nesrin Abla'nın bitmek bilmez dedikodu seanslarından birinde öğrendiğim üzere Merve'nin kendini çeyiz yapmaya adadığı ve bavulları, torbaları aşan bir dantel koleksiyonu olduğu rivayetler arasında. Bu dantelleri bir sır gibi sakladığı ve hiç kimseye göstermediği için haberi doğrulayamıyoruz ama Nesrin Abla dantelleri gördüğüne yemin billah ediyor. Hayır bu konu neden bizi ilgilendiriyor, orasını hiç sormayın.

Betül'ün uzmanlık alanıysa daha çok magazin. O daha pasif ve anti-üretken bir şekilde, çeyiz konusunda kendini hiç sıkmayarak, zamanını magazin programları izleyerek ve yer yer parası olduğunda cadde üzerindeki büfeden aldığı magazin dergilerini tetkik ederek yaşamını sürdürüyor. Magazin konusunda kendisiyle bir konuşmaya girdiğinizde ezici bakışlarıyla önce sizi küçümser, sonra da gerçekten takdire şayan hafızasıyla tek tek size durumu, onları, şahısları sayıp bir güzel laflarını soktuktan sonra ortamı terk eder. O yüzden kendisiyle bırakın magazin konusunda konuşmayı, mümkünse tek çift laf bile etmem.

İşte bu korkulu dakikalarda Bakkal Mustafa'yla iyice gerildiğimiz esnada Tatlım bir anda adımı haykırıyor...

-Aayyy! Ünikli! Nasılsın tatlım?
-İyiyim Merve, seni sormalı?
-Tatlım biraz kötüyüm aslında, dün Murat biliyorsun bir kaza geçirdi, merakla bekliyoruz ne olacak...

Murat'ın bir dizi kahramanı olduğunu varsayıyorum ve daha fazla üstelemeden paketlerime yöneliyorum. O sırada Şekerim de Bakkal Mustafa'yla bir şey konuşuyor.

-Ama böyle olmaz ki Mustafa Amca! Hiç takip etmiyorsun televizyon falan... Yeni ürünler nelermiş, benim müşterilerim bundan ister mi acaba diye hiç düşünmüyorsun.
-Kızım dediğin şeyin aynısı var işte burada, adını değiştirince mi kıymete biniyor...
-Olur mu hiç öyle yaaa! Benim dediğim daha kaliteli, hem Aşk-ı Memnu'da da onu kullanıyorlar. Bir bildikleri var herhalde ki onu kullanıyorlar. Bence senin görevin bu mahallenin bakkalı olarak bize en iyi hizmeti sunmak.
-Bak kızım beğeniyorsan alırsın, beğenmiyorsan da gidersein büyük marketlere orada ararsın Aşk-ı Memnu markanı, bana bulaşma, tepemi de attırma.

Biliyorum ki Bakkal Mustafa bu ikiliyi zaten sevmez, bir de şımarıklıklarına hiç gelemez...Ortamın gerildiğini hissediyorum. Yavaştan sıvışsam acaba ayıp mı olur diye düşünüyorum ama herhangi bir ses çıkarırsam illa ki Şekerim bu marka konusunu bana da onaylatmak isteyecek. Mırın kırın edecek hiç halim yok, o yüzden kapıya doğru götüm götüm ilerliyorum. Tam kapıdan çıkıp vitrinin önünden acele adımlarla yürüyorum ki, dükkanın içinden boğuk bir ses geliyor.

-Sana da iyi günler Üniklicim! diyor Şekerim.

2 yorum:

  1. Fena halde klişe ve yine senin her zamanki "holier than thou" tavrın...

    YanıtlaSil
  2. Neden kötü eleştiriler hep "Adsız" olarak yazılır? Ben senin adını görsem orada, sana küfür kıyamet dalacak mıyım? Hayır...

    YanıtlaSil

 

Instagram

Twitter Updates

Meet The Author

çince ve benim adım yanyana geçmeli bunu bilin. dil ve tarih coğrafya fakültesi'nden mezunum, yani gayet siyasi bir kişiliğim de var, bunu da bilin. küçüklüğümden beri şehir şehir gezerim, bilin. birçok alana el atmış durumdayım, her şeyden biraz tadarım, ney de üflerim, piyano da çalarım, bunları da bilin. ha bak bilgiye inanırım. bilmeye inanırım. hayatın çekilirliğini bilmede ararım. hep beraber bilelim. bilgi karın doyurmasa da kalbi doyurur diyelim. www.pinaraltay.com