Benim çekirdek ailemin çekirdeği: Anneanne.

Anneannem şu sıralar hasret günlüklerine başladı. Haziran'ın 5'inde dönüyorum memlekete (memleket dediğim İstanbul, normalde benim bir memleketim yok, İstanbul'dayken de Ankara'ya memleketim diyorum.)

Değişik triplere giriyor. Saat 7'de eve gelmişim mesela. Nerde kaldın, doyamadın arkadaşlarına diye çemkirikler savuruyor. Anlatmaya çalışıyorum "bak anneannene ben onları 4 ay boyunca göremeyeceğim, son son görüşürüyoruz" diye... "Beni de göremeyeceksin ama umrun değil" diyor. Halbuki bir ay sonra tekrar beraberiz Kuşadası'nda. Ama "tamam" diyerek muhabbeti sonlandırıyorum. Çünkü siz bilmezsiniz, anneanneyle muhabbeti uzatınca neler oluyor.

Şu sıralar bir de beni yedirmeye yönelik özel bir alanda mastırını tamamlıyor anneannem. Geçen birlikte İstanbul'a gittik. Ayıptır söylemesi annem mantı ve çok sevdiğim elmalı kekten yapmış. 2 gün önce eve bir geldim, kapıdan girdiğim gibi elime bir tabak tutuşturdu. Ayakkabılarımı çıkarırken, inceledim elimdekini biraz. Elmalı kek yapmış ama anneminkiyle uzaktan yakından alakası yok. Ben çok sevdiğim için annemin elmalı kekinden yapmaya çalışmış ama tam tuttturamamış, idare edecekmişim, eve gidince daha güzelini yermişim. Cümleyi incelediğimizde, altındaki hafif çemkirme, biraz atarlanma, azcık da hayal kırıklığını görebiliyoruz. Minik tipim benim yaaa, hemen çok güzel olmuş anneanne, daha ne işte, anneminki de böyle tesellilerine girdim. Ama hakkaten güzel olmuştu yani.

Sonra akşam yemeğine geldi sıra. Anneannemde bir heyecan, bir böyle yeni Ermeni gelini kıvraklığı falan... Şak diye önüme bir tabak mantı koydu. İstanbul menüsünün aynısı. Onu da bir güzel hüplettim. Bir şey diyemiyorum tabii, "anneanne neden annemin yaptığı yemeklerin aynısını yapıyorsun?" diye... En sonunda kendi dayanamadı, patladı. "Sen şimdi annenin yemeklerini çok özlemişsindir tabii, benimkilerden kurtuluyorsun, doya doya yersin orda, bana burda attığın rejim palavraları da yok olur, her önüne konanı yersin vs."

Elimde kaşık, ağzımın kenarından yoğurt akar şekilde, şok halinde dinliyorum tabii bu söylenenleri. A deli kadın nerden çıkardın senin yemeklerini beğenmediğimi... Yarım saatlik bir anneanne tesellisi, yemeklerini göklere çıkarma faslından sonra bizimki sakinleşti.

Biz karı-koca gibi olduk, bunu her zaman söylüyorum. Ben eve geç saatlerde gelen zampara koca, o yatmadan kocasını bekleyen mazlum eş, tüm amacı bana yemek yapıp onları yedirmek, karşılığında da beğeni almak falan... Klasik bir Türk ailesiyiz. Boşanmamız yakındır.

1 yorum:

 

Instagram

Twitter Updates

Meet The Author

çince ve benim adım yanyana geçmeli bunu bilin. dil ve tarih coğrafya fakültesi'nden mezunum, yani gayet siyasi bir kişiliğim de var, bunu da bilin. küçüklüğümden beri şehir şehir gezerim, bilin. birçok alana el atmış durumdayım, her şeyden biraz tadarım, ney de üflerim, piyano da çalarım, bunları da bilin. ha bak bilgiye inanırım. bilmeye inanırım. hayatın çekilirliğini bilmede ararım. hep beraber bilelim. bilgi karın doyurmasa da kalbi doyurur diyelim. www.pinaraltay.com