Haziran 17, 2010

Çok fena ayrılık rüzgarları esiyor bu ara. Hayatım entrika-acı-ayrılık üçgeni içinde geçmeye başladı. Okuldan ayrılık meselesi başlı başına bir olay. Onu 30 Haziran'dan sonra anlatacağım, adam gibi mezuniyet o zaman çünkü.
Yalnız şu dershaneden ayrılmak gerçekten koyuyor bana. Ya o kadar iyi insanlarla karşılaştım ki, o kadar harika bir ortam var ki... Hani zaten acı veren, bu işin sadece 1 yıl sürmüş olması ve bir daha aynı kadroyla (öğrencisiyle, öğretmeniyle) bir araya gelemeyecek olmak... Okulla öyle değil mesela. Okul arkadaşlarımın biçoğunu 9 senedir tanıyorum ben, diğerlerini de en az 5 sene... E bir şeyler yaşanıyor, doyuluyor, sonrasında artık yenilik isteniyor. Çünkü 9 sene dip dibe yaşamak kolay değil. Çoğu şey de bozuluyor zaten bu süre zarfında. Ama dershaneyle öyle değil işte. Çünkü kısa bi zaman birlikte olduğun için mahvedemiyorsun hiçbir şeyi. Şimdi biz cicim aylarındayız öyle düşünün. Birbirimizden sıkılmamıza çooook vakit var.
Bir de iltifatı dershanede öğrendim ben. Bir şey giyersin, "aman allahım çok güzel olmuş" derler, o gün özel bi şey yapmasan bile "ya bu kız neden bu kadar tatlı" diye yanağını cimciklerler... Bilmezdim geçen yıla kadar böyle şeyler. Ne diyeceğimi şaşırıyorum biri iltifat ettiğinde düşünün! Güzel şeyler bunlar. Kaybedecek olmak da zor.
Her şey bir yana da, güzel olan her şey neden bu kadar çabuk bitiyor?

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Instagram

Twitter Updates

Meet The Author

çince ve benim adım yanyana geçmeli bunu bilin. dil ve tarih coğrafya fakültesi'nden mezunum, yani gayet siyasi bir kişiliğim de var, bunu da bilin. küçüklüğümden beri şehir şehir gezerim, bilin. birçok alana el atmış durumdayım, her şeyden biraz tadarım, ney de üflerim, piyano da çalarım, bunları da bilin. ha bak bilgiye inanırım. bilmeye inanırım. hayatın çekilirliğini bilmede ararım. hep beraber bilelim. bilgi karın doyurmasa da kalbi doyurur diyelim. www.pinaraltay.com